Bu yazı bir aşkın öyküsü aslında. Belki de ölene dek sürecek bir bağlılığın hikayesi. Çok öncelerden, çocukluğumdan başlayabilirim bu öyküye. Uzunca zamandır tanıştığımı bilip de bir türlü adlandıramadığım bu kavramın adını ilk duyduğum an hissettiğim şeylerden... Öylesine yoğundu ki o sıralar içimdeki yalnızlık; kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum bu duyguya. Benim için vazgeçilmez bir şey olmuştu. Kendimle başbaşa kalmak, kendimi dinlemek, bana inanılmaz zevk veriyordu. İçimdeki boşluğun beni hızla içine çektiği dipsiz bir kuyu olduğunu anladığım o an, hayatımdaki devrimlerden biridir. Bu "yalnız kalmak" ile alakalı değil, "yalnız hissetmek" ile alakalı bir durum. Biraz anlatmaya çalışayım isterseniz.
Çevrenizde bir çok kişi olabilir. Arkadaşlarınız, eşiniz, dostunuz, sevgiliniz, aileniz, komşularınız, kısacası hayatınızda ki herkes sizi çok sevebilir, önemli sayabilir, değer verebilir. Fakat siz yine de kendinizle başbaşa kaldığınızda içinizdeki o derin yalnızlığı hissedersiniz. Yalnız olduğunuz duygusu hızla kuşatır içinizi. Bir süre sonra da içinden çıkamadığınız bir girdaba dönüşür. Bir çok şey yaşarsınız, seversiniz, sevilirsiniz, eğlenir, güler, üzülür, paylaşırsınız herşeyi birileriyle. Ama içinizden bir ses hep size: "bunu biz yapıyoruz, onlar değil" der. İşte o ses, yalnızlığın sesidir. Sonrasında okuduğunuz her kitapta, izlediğiniz her filmde, dinlediğiniz her şarkıda, zevk aldığınız, nefret ettiğiniz her şeyde onu görür, hisseder, izlerini takip edersiniz.
"Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz" derken bu duygunun yüceliğine atıfta mı bulunuyordu acaba Özdemir Asaf? Ya da "Yalnızlık Sözleri"nde en içten ve mahrem duygularını paylaşan "hayatımın adamları"ndan biri bu duyguyu yenmeye mi çalışıyordu? Yüzyıllar boyunca binlerce şair ve yazar hep neden yalnızlığı anlatmaya, bunu vuslatla yenme çalıştılar ve hep yalnız öldüler? Peygamber acaba "hüzün yılları"nda yalnızlığı iliklerine dek hissetmiş miydi? Ebu Bekir'e mağarada "üzülme Allah (c.c.) bizimle beraberdir" derken Ebu Bekir'in yalnızlık duygusunu bertaraf etmiş miydi? Tasavvuf ehli olanlar ölünce vuslata ereceklerini düşünüp, yalnızlık hislerine gem vurabilmişler midir? İnzivaya çekilenler yalnızlıklarıyla yüzleşip, onu yenebilmişler midir? İnsanlar sigaraya özentilikten mi yalnızlık korkusundan mı başlar? Oralarda bir yerlerde blog yazan veya bunlara yorum girenler yalnızlık korkularını yenmeye mi çalışmaktadır? Bütün çabaların, hayatın, mücadelenin özünde hep aynı yalnızlık korkusu mu vardır?
Ve ben: Bu kadar çok sevdiğim, derinlemesine yaşadığımı söylediğim bu duyguyu sizlere anlatmaya çalışarak, onu açıklamaya mı yoksa onu umutsuzca yenmeye mi çalışıyorum. Yukarıdaki satırlar boyunca bunu başaramadığımı görüp, gene karanlık kuyuma geri mi döneceğim? Bu sonsuz girdap ne zaman sona erecek? İnsanlar bu duygunun aslında hayatın ta kendisi olduğunu ne zaman kendilerine itiraf edecekler? Bu soruların cevabı ne yazık ki bende değil. İçinizdeki yalnızlıkta saklı olmalı. Bildiğim tek şey var: Bütün yollar yalnızlığa çıkar.
Benim burcum ikizler, içimde iki değil bir sürü insan var. Hiçte yanlızlık çektiğimi söyleyemem :)
Senin de içinde Ahmet Altan'lar varmışda haberimiz yokmuş. :) Şaka bir yana "yalnızlık ömür boyu"dur. Ben de buna inanırım.
Yazınızı okurken kendimi okur gibi oldum. İçimdeki yalnızlık her an daha da büyüyor, aynı zamanda etrafımdaki insanlar da o oranda artıyor. Ama yine de bu duyguyu içimden atamıyorum. Şu an 21 yaşındayım. Önceleri de bu duyguyu hissediyordum, hatta bu duygudan kurtulmak için çabalıyordum. Ama, artık yalnızlık benim en iyi arkadaşım oldu. Bilmiyorum ilerde nasıl olur. Belki yalnızlıkla aram bozulur, belki de daha sıkı sarılmış halde bulurum kendimi yalnızlığa...
Yalnızlık egoistlikle eşdeğerdir bir bakıma. Duruma birde bu açıdan bak; onayla bu yazımı hiç değilse yalnızlık hissini seninle paylaşanları paylaş okuyucularınla...
Şöyle bir söylem/fikir var yalnızlık sevgisi ile ilgili. İnsanın diğerlerine karşı güç gösterisi olduğu savunuluyor. Yalnız "ve" ayakta kalabilen bireyin, içinde bulunduğumuz sosyo ekonomik durumda aslında diğerlerine karşı artı bir puan kazanması gibi bir şeyler var arka planda.
Bir de şizofreni var tabi. Şizofreninin de insanın yalnız kalma korkusuna karşı, bilinçsizce ortaya çıkan arkadaş ihtiyacı olduğuna dair bir şeyler okumuştum.
Temeli zengin bir yalnızlık yaşıyorsunuz. Bu tadı hepimiz seviyoruz. 9 ay annemiz karnında yaşayarak; ilk öğrendiğimiz şeylerden biri oldu belki bu yalnızlık.
Yalnızlık iyidir. Severim... Dur dur, yoksa benim sevdiğim tek başınalık mı? :)
Yanlızlık ; Kendini kandırmakmış.
Yanlızlık ; Boş demekmiş.
Yanlızlık ; Kendine Acımakmış.
Arkadaşlar lütfen karanlık kuyulara dönmeyelim!
"Yanında bir yol bulup kendine
Çoğu zaman gözlerimden
Sustuklarımdan belki de
Kim bilir sözlerimden
Taşar dışıma yalnızlığım
Yağmurlarıma karışır
Gizliden izler seni
Süzülürken penceremden
Yorgundur yalnızlığım
Saçlarının gölgesinde uyur
Sevdiğin bir çiçek olur
Ellerine dokunur
Yanında bir yavru kedi olur
Yanında hiç soru sormadan uslu durur
Yanında belki beni bile unutur
Yalnızlığım mutludur yanında"
Bütün Hakları Yalnızlığıma Aittir - Feridun Düzağaç
Bu şarkıyı hatırlattı yazınız.
Ama yalnızlık Allah'a mahsus değil midir? Kulun harcı değildir.
Öyle bilirim.
Kendini ne kadar cok tanirsan o kadar yanlızssın demektir. Acılar, korkular, zorluklar her biri insanı biraz daha kendine biraz daha yalnızlığına yaklaştırır. Büyük fırtınalardan sonra bir de bakarsın ki etrafında kimse kalmamış. Kibir, gurur, kendine acıma, hasret, özlem, başkasına ihtiyaç, bütün aciz duygular da fırtına ile birlikte sürüklenip gitmiş, geriye sadece salt benliğin kalmış. Güzeldir yalnızlık yalnızlığınla başbaşa olduğun müddetçe.
Sevgili Manhem,
Seni bir kez de burada tebrik ediyor, bu yazının bir temeli açığa çıkarıp diğer yazılara kapı açtığını bir kez daha vurguluyorum.
Muhteşemmm.
Bazı geceler bende senin gibi düşünüyorum...
Çoğu zaman yalnızlığa aşık oldugumu söylerim hatta bana erkeklerden daha sadık derim :)
Ama hayat garip...
Dün gece utanmadan ağladım yalnızlığıma... Aslında nasıl oldu hiç bilmiyorum yani en son hatırladığımda iyiydim...
Yani bi arkadaşla buluşup içecektik sözde... Sonra birden içimdeki ışıklar yandı...
Gözlerini kapa ve düşün...
Bir sahnedesin, çıplak,
sonra karanlığın, tenin ve yalnızlığın tadını çıkarırken birden ışıklar yanıyor...
Ve etrafına bakınca aslında etrafında yüzlerce insanın oldugunu görüyorsun... Ve çıplaksın...
Aynen öyle oldu...
Kalabalıklar içinde aslında tahminimden de fazla yalnız oldugumu gördüm... Korktum...
Ama yanımda yine sadece "yalnızlık" vardı... Şefkatli bi anne gibi... Acıtsa bile terketmiyor...
Evet ben yalnızlığımı miras bıramak istiyorum tüm hayata, ondan yazıyorum (ilk itiraf ! )
Ne güzel, ne coşkulu ve ne içten bir yorum. Böyle düşünmenize sevindim, teşekkürler.
Mükemmel ama bütün yollar yanlızlığa çıkmıyor bence...
Elif Türkmen benim yıllar önce buna benzer onlarca yazı yazmamı sağlamıştı. Ben ondan sonra uzun bir süre karanlık kuyularımda mütevazi bir yaşam sürdüm birkaç zaman sonra da aslında yanlız olmadığımı anladım... Ama burada bir çelişki var; Peki neden ben bu kadar zaman sonra ismini hala Google'da arıyorum? Hala neden sık sık onun artık kullanmadığını bildiğim telefon numarasını arayıp tanıdık bir ses bekliyorum? Neden o zamandan kalan ortak arkadaşlarımızı sudan bahanelerle görmeye gidiyorum? Neden sadece isimleri aynı diye bu yazının yazarına yorum yapıyorum? Ve neden bunları yaparken hala ellerim titriyor?
Bu kadar cevapsız sorum varken beni kim bu mütevazi kuyumdan kurtarabilir?.. Bütün yollar yanlızlığa çıkmıyormuş, bazı yollar çıkmaz sokak ve sanırım. Ben kayboldum.
Bu bir şaka mı? Bu bir arkadaşın yazısı ve yorum olarak böyle bir şey geliyor. Ama ben sizi çıkaramadım? İsim benzerliği olmasın?
Bilmiyorum ama isim benzerliğidir muhtemelen. Google a Elif Türkmen yazdım bu yazı çıktı. Ben de dayanamadım yorum yaptım. Benim tanıdığım Elif'in kızkardeşinin ismi Ayşegül. Belki yardımcı olur isim benzerliği konusunda...
Hayır öyle bir kız kardeşim yok:) İşin komiği, o isimde bi kuzenim var yalnızca. Ama ben zaten Mert isminde birini tanımıyorum:) İlginç bir isim benzerliği vakası.
Saygılar..
Evet ilginç bir isim benzerliği. Diyorum ya sadece dayanamadım yorum yaptım. Dört yıl önce aşıktım ben Elif Türkmen'e ve dört yıldır hiç görmedim. Ne büyük aşk değil mi? Aslında şöyle oldu; ben bu aralar bir oyun yazıyorum ve bir şizofreni hastasının hayatını anlatıyorum. Oyunda ne zaman karakter aşklarını anlatsa aklıma istemsiz olarak Elif geliyor. Tabi yadığım karakterin hayatından etkileniyorum tıpkı onun hayatına benim karar verdiğim gibi. Ben onu bu hastalığa mahkum ettim. O da benim bu zaafımı bulup bana karşı kullandı. Karakterimin intikamı bu biliyorum.
Yanlızlık...
Aldı götürdü o düşüncelerime.
Çözülmüyor kollar boşluğu görünce...
Ya boşluk ya dünce!
Yalnız kalmak isteyeni yalnız bırakacaksın...
Yalnızlık, Zaten hep kendi içimizde yalnızız. Kimse demesin ki ben hiç bir zaman yalnız kalmadım. Kim biliyor içimizi kendimizden başka. Bakın hep yalnızız. Yalnız kalmamak için tek seçenek doğru ama hep doğru olmamız gerek.
Merhaba, ben de başka bir Elif Türkmen ve sanırım kardeşimin adı da Ayşegül. Ama ben de Mert adında birini tanımıyorum. Mert biraz kendini tanıtır mısın? Senin dediğin kişi nerede oturuyordu ve nerden tanışıyordunuz? Umarım çok özel olmamıştır sorularım. İyi günler...
Neden yazdım bilmiyorum. Büyükçekmece'deydi Elif. 5 yıl önceydi. Şimdi nerede olduğunu bile bilmiyorum, bilmemem de daha iyi sanırım. Hala aşık mıyım? Onu da bilmiyorum. Hala aşık olmalımıyım? Onu da bilmiyorum. Yine cevapsız bir sürü sorum var ve yine bütün yollar yalnızlığa çıkmıyor ve yine ben kayboldum sanırım.
Bence hiç kimse, o kadar üzün süre görmediği halde sevemez ve yine sanırım sadece sendeki yarım kalmış birşeylerin özlemi. Hani derler ya gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Aynen öyle. Ben de senin gibi birşey yaşadım. Daha sonra görüyorsun ki birşeyler yarım kaldığı için, seviyorsun sanıyormuşsun. Aslında o sevgi değilmiş sadece yaşanmamışlığın özlemi. Bu dediklerimi iyi düşünürsen belki sana yararı olur Mert...
Yarar sağlayacak hiçbir şey yok çünkü zarar diye birşey yok. Yanlış anladın sen sanırım. Ben hissettiğim bütün duygularla gurur duyan bir insanım. Yeri geldi yadettim o kadar :))) Hem sevmişsen sevgi mutlaka biter diye birşey yok, her insanın aşk tanımı farklıdır benim aşk tanımım bu. Evet aşıktım ve hala aşkımla gurur duyuyorum, iyi ki sevmişim, iyi ki hatıralarımın içinde bir yerlerde Elif var. Ve eminim ki o sevgiydi, ne yarım kalmışlığın acısı, ne yaşanmamışlığın özlemi değildi. Tanıyorum hepsini ve ayırt edebilirim. :)
Yalnızlığım... Yanlış yazılmış kelimem gibidir... Bir Anıya ihtiyacım var, bir sokak kavgasında vuruldu sanıp aylarca iyileştirmeye çalıştığım yalnızlığımı. Aklımdaki düşüncelerin yalnızlığı ifade güçlüğü çektirmekte uzun zamandır. Ve uzun zamandır yalnız kalışımın hesabını vermeye çalışmaktayım kendimden öte diğerlerine. Yalnızlığım alınmakda bu komediye... Yalnızlık; "tek yaşıyorsan hesabını neden verirsin elaleme" demekde... Bu da başka bir boyutu yalnızlığın. Her yol yalnızlığa çıkar elbette, her şey nasıl bir son'a sahip ise. Ve hiç bir yol çıkmaz sokak değil bende, çıkmak istemediğim sokaklar sadece...
Mert, Aşk'a anlattığın satırlara baktımda: Sen bu Elif'i deli sevmişin. Ama gercekten Elif'ler iz bırakıyor insanda.
İşin garibi Blog gezerken gördüm bu siteyi. Ve benimde tanıdığım bir Elif Türkmen var.
Benim tanıdıgım Elif Türkmen Eskişehirliydi. Sonra evlendiğini ve Kayseri'ye taşındıgını duydum. Tabi bu bilgi doğru ise...
Senin Elif'le benim Elif aynı Elif olmasın :P
Mert, yoksa aynı kızımı sevdik?
Aynı Elif'mi bilmiyorum ama. Umarım mutlu olur ya da ölür.
Boşver dostum seni üzmüş de olsa beddua etme. Allah'a havale et. Emin ol ilahi Adalet var.
Çünkü bu Elif'i ben üzdüm. Bu sefer ben hatalıydım. Onu ben ağlattım. O da ilahi adalete sığınmış ki hayatımda çok üzücü olaylar yaşadım. Tabiri caizse bu seferde beni çok üzen insan çıktı. İnsan geçmişteki hatalarının ceremesini çekiyor.
Aşka aşık olanlar vardır. Melankolik değilim ama bende sanırım aşka aşık olanlardanım. Elif simgedir, Elif beyindedir.
Aşk herkezin kapısını çalmaz. Bak sen yine de sanslı sayılırsın. Hiç bu duyguyu yaşayamayan ya da yaşadığını düşünen bir çok insan göçüp gitti bu dünyadan... Emin ol ki gerçek aşıklar birleşemez. Birleşse bence bu kadar tatlı olmaz. Ulaşılamayan şeyler her zaman tad verir. Bu yüzden adına AŞK denmiş. Sen şimdi yaşadıklarını yanına kar sayacaksın. Ve hayata göğsünü gere gere sıradaki diyeceksin. Hayat tüm güzelliğiyle devam ediyor.
Aslında yalnızlık kendimizi bulduğumuz en güzel kalabalığımızdır.
Biz nedense hep bize gelene değil, bizden geçene yelteniriz. Aşk tanımı da tam bu noktadan başlıyor sanırım.
Mert, aşka aşık olmak senin hissettiğin gibi bir duygu olsa gerek. Kendi duygularına verdiğin değer ve duyduğun saygıyı o kadar içten bir şekilde anlatmışsın ki; etkilenmemek elde değil. Bir kadın aşkı biliyorsa mutlaka bir erkek ona o duyguları hissettirebildiği içindir. Keşke Elif olabilseydim...
Mert aradıgın Elif'i Facebookta buldunmu
Catherine Esra, aşkı bilmek tam da dediğin gibi bence, karşındakinin hissettirdiği kadar aşkı yaşayabilirsin ancak. Ama benim söylemek istediğim tam olarak bu değil, daha farklı bir şey. Bir güç savaşı değildir ama aşkı korumak gerekir hep, bebek gibidir, bazen de duvar gibidir, geçip gidemezsin. Her şeyden çok -a.ş.k--b.a.h.a.n.el.e.r--i.s.t.e.r-
Bu arada artık bu yorumlarda hiçkimseyi bulduğuma şaşırmam herhalde, eski bir sevgilimin adı da Catherine Esra'ydı(ki bu iki ismin yanyana gelmesi öyle çok olan birşey değil bence) yunan asıllı bir türktü. Bu sitede garip şeyler mi oluyor, yoksa bana mı öyle geliyor??? :)
ShenShaqRock, Elif'i aramıyorum:) Bu aralar hiçbir şeyi aradığım da söylenemez ama facebook iyi fikir.
Bu arada yalnızlıktan bu kadar bahsetmişken, muhteşem bir yalnızlık tiradına değinmek istiyorum. (Ben romantik mi oluyorum yoksa??? :))
yalnızlık,
her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın, bir yaşama sırasında
tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir
kıymetini bilmelidir, dedi.
yalnızdır insan
hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır.
kalabalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur, şehir şehir ülke ülke.
kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da.
insan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı
ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.
ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, dedi.
tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın
aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır, dedi
aşık olun!
gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı
nasılsa ayrılık insanın tek kişilik yalnızlığını özlemesi.
sade ölüm değil, ayrılık da yaşamın emri..
evet söyledi
ya da ben duydum
duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.
evet duydum söyledi
her duyduğumda ağladım
pek çok ağlayışım sırasında duydum.
kalbim tutanak tuttu duyduklarıma
soruldu, dedi, cevap alındı
yaşamak, dedi, tek marifetiniz -biraz özen gösteriniz.
zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter -mazlumlar dahil, dedi.
ama yapmayın, o daha bir çocuk, dedi tanrı..
ya gördüm neyleyim
insanlar vardı duvarın içinde.
ya ben hep duvara konuştum
ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.
nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
bilmiyorum,
belki de ben gerçekten delirdim
onlar haklı belki de.
içinde değil duvarların insanlar
sadece arasındalar...
alkışlar, alkışlar, alkışlar...
Yeni yorum gönder