Emekli Albay'ın biri bir dernek kurup da peşine takılanlara kutsal kitaplı, tabancalı bir yemin ettirince herkes şaşırıverdi. Zira yemin metnindeki 'Türk anadan, Türk babadan doğmuş, soyunda dönme olmayan Türkoğlu Türk olduğuma' şeklindeki ifade pek yenir yutulur gibi değildi.
Ancak bu ifade bu kadar şaşırtıcı mı karşılanmalıydı? Bu ülkede eften püften herhangi bir memuriyete başvuran herkesten nüfus dairesinden 'soyunda dönme olmadığına dair' kağıt alması istenmiyor mu uzun yıllardır? Ve yine bu ülkede bilmem kaçıncı dedesi 'Türkoğlu Türk' değil diye insanlara memuriyet kapısı kapanmıyor mu? O zaman biz neye şaşırıyoruz?
Eğer bu uygulamayı bilmeyen insanlar varsa hala, bu durum ülkemizin gerçekleri konusunda hakkıyla kafa yormaktan uzak olduğumuz anlamına geliyor. Yok eğer bu biliniyorsa, o zaman da bu türden yeminlere de, Anadolulu anadan ve Anadolulu babadan doğmuş bir gazetecinin asırlardır çokkültürlü olmayı başarabilmiş İstanbul'un orta yerinde sırf etnik mensubiyeti yüzünden öldürülmüş olmasına da şaşırmamak gerekli değil mi?
İşin önemli kısmı memur olabilmek ya da olamamak değil elbette; yanlış olan yapılan ayrımcılık. Zira büyük dedelerinin mezarı bile Anadolu'da olan onca insan, sırf 'dönme' olarak tasnif edildikleri için ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Memur olmayı hayatları boyunca zaten hiç düşünmeyecek olsalar bile, bu ülkede kimi kapıların onlara sırf kimi kimlikleri yüzünden kapalı olduğunu bilmek devletimize olan bağlılıklarını da zedeliyorsa suç onların mı; yoksa Atatürk milliyetçiliğinin de bu yanlışlarda bir payı var mı?
Onlar adına yapılmış seçimleri hayat felsefesi haline getiren insanlara bir bakmak gerekiyor kanımca. Hele ki körlüklerine... Siz ne kadar anlatsanız da sizi anlamamakta ısrar etmesine, azıcık dahi anladığı bir konuyu korkusundan hemen kapattırmasına... Bu uzatılabilir. Gerçektir ama... Bir de milliyetçiliğin her türlüsü gibi Atatürk Milliyetçiliği de tehlikeli kanımca. Hani belki yeni bir ülke kurdun, devrimlerini insanlara zorla da olsa kabul ettirdin. Bir de bunun üstüne halkın kaynaşmasını istiyorsun. Böyle bir akım geliştirebilirsin evet. Ama günümüzde? Bu kadar çeşitlilik varken? Bunlar üstünde konuşulması gereken konular ama içinde Atatürk geçtiği için böyle bir milliyetçilik anlayışını eleştiremiyoruz. Her an kafamız ezilebilir çünkü. Neyse ki düşünebiliyoruz, oraya karışamadılar henüz.
Yazılanlara katılıyorum. Bu işe devlet büyükleri bir el atmalı. Burada yalan yanlış heberler verilmiyor Türk halkına, burada acı gercekler var!.. İnsanların zoruna giden ne anlamıyorum. Hep muhalefet muhalefet. Bu filme nasıl yasak koyarlar anlamıyorum. Biz türkiyede yaşıyoruz. Ölende bizim çocuklarımız, kalanda. Zamanında az mı şehit verdik? Bu film tekrar yayına girmeli.
''Türk ana, Türk baba'' faşizmin dikalası budur işte! Sadece karar alanlarda suç yok, kararları uygulayan askeriye gibi bir kurumda, hem de en üst düzeyde görevler yapan bu zihniyette insanlar vardır demek. Bu zihniyetteki insanların güneydoğuda görev yaptığnı düşünsenize! Bunlar oradaki halk ile PKK militanları arasında nasıl bir farka gidebilirler acaba? Bunlar mozaik falan bilmezler, her yeri tek renkli mermer bilirler. Bunlara öğretmeli hak hukuk ve insan haklarını.
Evet çoğu konuda fikirlerimiz uyuşuyor. Ancak Atatürk milliyetçiliği konusunda hemfikir değiliz. Çünkü Türkiye'de yapılamayan, bir türlü oturtulamayan da bu zaten. Atatürk milliyetçiliğini henüz benimseyemeyişimiz. Olması gereken buyken, abuk sabuk milliyetçilikleri kriter alıyoruz ve hiç bir suçu yokken sadece sesli düşündüğü için basit ibir milliyetçiliğe kurbanlar veriyoruz. Çok yanlış! Dilerim bir gün doğru yolu bulur halkımız ve yaptığımız büyük yanlışlıklarda da "tamamen milliyetçiliğimin kurbanı oldum" bahanesinden de kurtuluruz. Çünkü beni asla o tarz düşünüp, eylemler içerisinde bulunan insanlar temsil edemez. Benim adıma suçsuz bir insanın hayatına son veremez. Ben, Atatürk ilkelerinden taviz vermememiz konusunda da ısrarcıyım.
Arkadaşlar, bu dediğiniz Albay haklı olarak kurduğu bu derneğin, hatta kurduğu demeyelim; Atatürk'ün 1919 yılında kurduğu teşkilatı bugün de ayağa kaldırıpta içimizdeki asil Türk kanını harekete geçirmek için söylenmiş bir sözdür. İsteyen istedigi gibi anlar. Ama herkesin bildiği gibi vatanın her parçası tehdit aldında. Her gün şehit veriyoruz. Bunun hesabını kim veriyor bize sorarım hepinize. Kim verecek bunun hesabını? Başımızdakiler mi? Sanmıyorum ve arkadaşlar hepimiz türküz Allah'a cok şükür. Anası-babası Türk olupta bu vatana ihanet eden cok kişi var ve şu an bahsettiğiniz albayın kurduğu demek istemiyorum çünkü 1919 yazıyor kuruluş tarihi olarak. Atatürk tarafından kurulmuştur 'Kıva-i Milliye 1919' ve emekli albay tarafından günümüzde hayata geçirilmek istenmiştir. Amacı ise Türk gençliğini bilinçlendirmek ve diğerlerinden bi adım önde olmaktır. Diyeceklerim bu kadar. Bence bu kuruluş cok iyi düşünülerek yapılmıştır. Teşekkür ederim.
"Memur olmayı hayatları boyunca zaten hiç düşünmeyecek olsalar bile, bu ülkede kimi kapıların onlara sırf kimi kimlikleri yüzünden kapalı olduğunu bilmek devletimize olan bağlılıklarını da zedeliyorsa suç onların mı; yoksa Atatürk milliyetçiliğinin de bu yanlışlarda bir payı var mı?"
Derin Sular: Yazının yukarıda alıntı yaptığım kısmını öyle bir kurgulamışsın ki insanın bir durup düşünesi geliyor. Lafı hiç uzatmadan cümlelerinden anladığımı açık bir dille yazayım: Zavallı azınlıklar Atatürk'ün yanlış milliyetçilik politikalarından dolayı memur olmayı bile hayal edemıyorlar! Hatta Dink'in öldurülüşünü de dolaylı olarak bu politikaya bağlamışsın. Senin bu mantığıla yola çıkarsak bugün Türkiye'de olan ve hoşumuza gitmeyen birçok şeyi Atatürk'e bağlamak kolay. Senin yazını okuyanlar bilinç düzeyinde olmasa da bilinç altında bu çıkarımı yapacaklar, ve bence sen de bunun farkindasın. Seçtiğin kelimeler, olayı kurgulayışın, çıkarımların ve mesajların tam usta işi ama kanaatimce buram buram anti-kemalist felsefe kokuyor. Yoksa burası öyle bir site mi? Oturduğun yerden Atatürk'ü eleştirmek (bunun sana ne yararı varsa) çok kolay. Ama bence düşünülmesi gereken zaman, şimdiki zaman ve biz gençlerin (senin de genç olduğunu farz ediyorum) şimdiki zamanda yapacaklarının yarın, önümüzdeki hafta veya elli yıl sonra Türkiye'de nasıl bir pozitif etki yaratacagı...
Olayı nasıl getirip de Atatürk milliyetçiliğine bağladığınıza anlam vermek güç doğrusu. "Türk oğlu Türk olmayanı memur yapmıyorlarmış"... Bu, bahsettiğiniz mağdur kesim acaba şu Adalar'da falan ikamet edip, villa ve köşklerde oturan insanlar mı? Eğer öyleyse zaten onların yüzyıllardır "memuriyeti" bir yaşam tarzı olarak seçmediklerini ve bu yüzden bu ülkenin en zengin %1'lik kesimini oluşturduklarını söylememe bilmem gerek var mı? Veya bu bahsettiğiniz insanlar, zaten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadıkları halde derinden bir "Ah" çekip "hey gidi günler hey bir zamanlar biz bu ülkenin yüksek bürokratıydık" diye iç geçirenler mi? Bir nakarattır tutturulmuş "Türkiye'de azınlıklar baskı altında" "Ayrımcılık yapılıyor" diye... Ortalığı yaygaraya verenler kimler? Kendilerine "ikinci cumhuriyetçi" sıfatını yakıştıranlar. Amaçları nedir? Kemalist Cumhuriyet'i yıkmak ve yerine emperyal düzene (ya da onların tabiriyle globalleşmeye) ayak uydurabilen gerçekten kuşa çevrilmiş bir "Yeni Türkiye" kurmak. O yüzden bu zatlar için Atatürk milli bir onursal simge olarak görülmekte, millici ve milliyetçi her düşünce de emperyal düzenin kurulmasında bağımsızlıkçı hareketlerin ortaya çıkmasına neden olabileceğinden tehlikeli görülmektedir. Bizim sözde aydın kesim de milliyetçiliği dışlamayı marifet sayar, ilericilik olarak gösterir. Halbuki hangi ulusal devrim vardır ki, milliyetçilik üzerinde yükselmemiş olsun? Hangi gelişmiş ülke vardır ki, milli değerlerinden ayrı düşünülebilsin? Bizim devrimimiz, bir milli kültür devrimidir. Ve Atatürk milliyetçiliği de, tüm uluslarca örnek alınması gereken barışçıl bir kavramdır, özü "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine dayanır. Daha da ötesinde, Atatürk'ün milliyetçiliğini Hitler'in faşizmine ve O'nu da Hitler ve Mussolini gibi bir diktatöre benzetmeye çalışanlar, ne tarih bilirler ne de akıl ve izanla uzaktan yakından alakaları vardır. Atatürk, Batılı (sözde çağdaş) devletlerin faşizme kaydığı bir dönemde, demokratik usullerle ülkesini yönetmiş, her fırsatta demokrasiye geçişin denemelerini yapmış bir liderdir. Ermeniler, Rumlar 1. Dünya Savaşında, savaş hukukunun bir gereği olarak kaybettikleri insaları için hala mücadele veriyor iken, biz 1. Dünya Savaşı'nda bütün cephelerde asker-sivil milyonlarca insanını kaybetmiş bir millet olarak, kurtardığımız ve vatan yaptığımız bu topraklarda kurduğumuz devletin asli unsuru olarak bırakın da "memur" olabilelim. Ayrıca, olayları çarpıtmak konusunda üzerinize yok; Dink'i şahsen takip eden biriyim. Dava sürecini de yakında takip ettim. Kendisi, Ermeni diyasporasına karşı bir yurttaşımızdı. "Dink, sadece etnik kimliği yüzünden öldürüldü" demek olayı açıkça çarpıtmaktır. Pekala neden diğer farklı etnik kimliklere mensup insanlar sırf etnik kimliklerinden dolayı öldürülmüyor? Asıl toplumu germeyi, gerilimlerden fayda sağlamayı ve gerilimleri insaların katledilmesi derecesine vardırmayı iş bilenleri (basını-medyayı-kalemşörleri) sorgulamak ve yargılamak gerekir. Toplumsal uyuşmazlıkların sorumlusu ne milliyetçilik ne de Atatürk'tür. Faşizm'le milliyetçiliği-ulusalcılığı çok iyi ayırt etmek gerekir.
Erdem bey, maalesef bu ülkenin günümüzde ve geçmişinde milliyetçilik ve faşizm epeyce kesişmişlerdir. Sizin yukarıdaki söyleminize bile sinmis birazcık ırkçılık. Hiç ayırt etmeden faşizan düşünme biçimlerinden, ırkçılıktan ve her türlü milliyetçilikten kurtulmamız lazım. "Pekala neden diğer farklı etnik kimliklere mensup insanlar sırf etnik kimliklerinden dolayı öldürülmüyor?" diye bir soru sormuşsunuz. Beyefendi siz nerede yaşıyorsunuz? Beyaz berenin ikon olduğu bu memlekette yaşamıyormusunuz siz? Etrafınızda konuşulan ve söylenen şeylerde bir sakatlık olduğunu göremiyor musunuz?
TÜRK ANADAN, TÜRK BABADAN DOĞMUŞ, SOYUNDA DÖNME OLMAYAN TÜRKOĞLU BİR TÜRK...
Sizi izliyoruz...
Yeni yorum gönder