10 Kasım'daki Gözyaşları ve Küçük Kızlar

10 Kasım ile ilgili gözü yaşlı anılarım ne yazık ki pek yok.

İlkokul hariç.

Zira ilkokul yıllarımda bahçedeki tören esnasında 'dakikalarca' 'hüngür hüngür' ağlayan kız öğrenciler olurdu. Onca kız öğrencinin öğretmenlerinin ikna ve teşvikiyle hepten hüzünlenerek içli içli gözyaşı dökmesi sonucunda ortaya çıkan 'birbirine karışan ağlamaklı sesleri' hiç unutamadım.

İlkokul yıllarından sonra devam ettiğim diğer okulda 7 yıl boyunca bu tür görüntülere hiç şahit olmadım. Bu devlet okulunun acayip öğrencileri, 10 Kasım günü saat dokuzu beş geçtiği vakit verilen siren sesiyle birlikte kıkırdamaya başlıyor, bütün olay enikonu bir dakika olsa da, bu süre zarfında dahi kendilerini tutamayarak derin bir gaflet hissi izhar ediyorlardı. Olayın ciddiyetinin farkında olmadıkları her hallerinden belliydi.

10 Kasım dendiğinde aklıma gelen son şey, yine aynı yıllarda, bu önemli gün Cumartesi ya da Pazar gününe denk geldiğinde yaşadıklarım.

Şimdi nasıldır bilemiyorum, ancak bizim zamanımızda 10 Kasım hafta sonuna da denk gelse, okulda tören yapılır, bütün öğrencilerin gelmeleri ve siren sesinden sonra okunacak olan iç burkucu nesir ve nazım edebiyat sona erene kadar orada kalmaları mecbur tutulurdu. Öğretmenlerimiz gelmeyenlerin disipline verileceğini hatırlatır ve bu vesileyle, 10 Kasım'a saygının milli bir ödev olduğu vurgularlardı.

Milli hislerim o günlerde henüz tam olarak inkışaf etmemiş olacak ki, ben hafta sonuna denk gelen 10 Kasım günlerinde daha çok sokakta verilen siren sesiyle uyanırdım. Oturduğumuz apartman dairesi biraz yüksekçe bir kattaydı. Bu nedenle, yataktan kalkıp pencereden aşağıya baktığımda, aşağıdaki insanlar gözüme miniminnacık, ufacık görünürlerdi.

Zahmet edip okula gitmemiş olsam da, siren sesi sona erene kadar aşağıya bakar, en azından bu kadarını hak ettiklerini düşünerek hazırol vaziyetinde bekleyen insancıkları izlerdim.

Ah aynı anılar. Benim okulum ile evim arası o kadar uzaktı ki, normal günlerde zaten gitmek zor gelirdi bir de haftasonuna böyle merasimler rastladım mı ağlayasım gelirdi. Birine gittim mi ikisine gitmezdim. Tabi rapor almak gerekiyordu. Ah ne günler..

Bir mucize olsa ve Atatürk dirilse, ülkenin bugünkü hali eminim onu çok üzerdi :( Zengin fakir uçurumu, bilinçsiz sehirleşme ve gecekondular, dökülen eğitim ve adalet sistemimiz, sayısı yüzbinlerle ifade edilen her mahallede birkaç tane bulunan erkek erkeğe kıro kahvehanesi, töre cinayetleri, kadının toplumdaki geri konumu, senin zamanından düşük kadın oranıyla kahvehane gibi bir meclis, ahhh ahhh say say bitmez :( Atam özür dilerim senden milletim adıma, mirasını çarçur ettik, beceremedik iyi degerlendirmesini! Ne sağlam ve helal mirasmış ama ye ye bitiremedik yaa hala :(

Çook iyi.

Atatürk, ulu lider bir hastalığa kapılmış ve ölmüş. Ama nedense hani filmlerde olur ya ölü haberi olur ve saklanır. Çok araştırma yaptım bu konuda ama şuna dikkat edilmesi gerekir: atamız ölmedi ve ÖLEMEZ...

Gaykedi ve Eda, siz amma cahil, beyni yıkanmış insanlarsınız. 21. asırda böyle düşünenlere hayret ediyorum. Kişiyi putlaştirma, kutsallaştırma Sovyet dönemiyle bitti zannediyordum ama görülüyorki halen var.
Yahu Türkler haricinde şu dünyada ölmüş birine tapınmaya devam eden bir millet var mı?
Hangi çagdaş toplumda görülmüş ufacık çocukları asker gibi hazırola geçirip; görmediği, tanımadığı bir kişi için gözyaşı döküp zorunlu yas tutturulduğu?
Atatürk devri, diktanın, hürriyetlerin yok olduğu, düşüncenin tek ve milli olduğu bir oligarşi devridir ve bitmiştir. İnşallah bir daha geri gelmez.

Gariptir ki pek hatırlamıyorum 10 Kasımları, üniversiteye kadar hepsine katıldığım halde. Suni, içi boş, samimiyetten uzak, şekilciliğin zirve yaptığı anma törenleri taş kalbimde yer bırakmamış anlaşılan.

Gaykedi sen iyi misin? Senin Atatürk zamanında yaşanan ekonomik uçurumlardan haberin yok galiba. Herşey bitti bir de ekonomist yaptınız adamı ya helal olsun. Bilmiyorsan aç oku da öğren onun zamanında tek parti üst düzeyinin kadınları 10 tane kürk giyerken halk nasıl kıtlık yaşıyormuş. Ne mirasmış diyorsun bir de? Uykuda yaşıyorsunuz uyanın artık. Masallarla gerçekleri ayırt etmenin vakti geldi.

Mustafa Kemal'in yaptıklarını çözümleyebilmek için sakın bugünün şartlarına göre değerlendirme yapma gafletine düşmeyin lütfen. Atatürk devrinde yok olan hürriyetler neler acaba bi göz gezdirelim; vatan ihanet özgürlüğü, din sömürüsü özgürlüğü, bağımsızlığımızı satma özgürlüğü, kadınlarımızı deveden bile değersiz görme özgürlüğümüzü... Bu ve benzeri özgürlüklerin kısıtlanması sanırım yeni kurulan bir cumhuriyet için en temel unsurlardır. Kaldı ki özgürlükleri 12.yy'a kadar dayanan İngiltere' de veya Fransız Devrimi' nin beşiği olan Fransa' da bile bu kısıtlamalar had safhadadır. İsmail Demir denen kişinin Atatürk devri ile ilgili yaptığı ve yapacağı tüm yorumlar için önce biraz objektif tarih okumasını önermekteyim.Bu şekilde kendini düştüğü cehalet çukurundan belki çıkarabilir. Geri gelmemesini umut ettiği zamanlar hakkında en ufak bir fikri bile yokken bu kadar cesur yazılar yazmak için cahil cesareti lazım.
Ordadur denen kişi de Atatürk zamanında ekonomik uçurumdan dem vurmuş. Pardon arkadaşlar ama bu rezilce yorumu yapma gafleti sadece ve sadece katıksız Mustafa Kemal düşmanlığı ile açıklanabilir. Manzaraya beraber bakalım; Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşı gibi 3 önemli mücadeleyi ardıardına yaşamış bir Anadolu.Sanayi sıfır, tarım dipte, ticaret yabancı azınlık tekelinde, devletim tüm parası Düyun-u Umumiye cebinde... İşte savaştan sonraki ortamın kısa bir özeti Ordadur arkadaşım. Şimdi cumhuriyet ile ortaya çıkanlara bakalım; Stratejik önemi olan kurumlar (haberleşme, ulaşım, elektrik..vs) süratle devletleştirildi ya da bir zamanlar bizim olan tekrar bizim oldu, devlet desteği ile sanayi üretimi için hamleler yapıldı, ulaşımda önemli hamleler yapıldı, tarımsal üretim süratle kendimize yetecek düzeyi bile geçti ve bu sıkışıklıkta dahi Düyun-u Umumiye borçları ödenmeye devam edildi ve hatta Afganistan' a yardım amaçlı-geri ödemesiz- para yardımı yapıldı. Dahasını öğrenmek senin elinde. Ve son olarak Ordadur denen kişi; Şu anda aldığın her nefesi borçlu olduğun kişi hakkında konuşadan önce bi daha düşün yani orda dur.

Arkadaşlar sanırım bu kısa şiir içinde her Atatürk düşmanı, vatan sevgisinden yoksun, irticacı, bölücü kişi kendinden bişeyler bulacaktır. Bulamayanlar ya da bilerek kendini kandıranlar ise bizi asla kandıramayacaklardır.

Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

Bazı arkadaşlar çoğu yüzeysel sosyoloğun(?) yaklaştığı gibi yaklaşmıs olaya, anlamsız bir şekilde! Hep aynı örnek verilir; Stalin öldüğünde Rus halkının yaptıklarıyla kıyaslanır hep "10 Kasımlar". Yalnız arkadaşlar bazılarınıza saçma gelebilir ama bir milleti ayakta tutmak için bazı değerlerin korunması gerekir; "önder" de bunlardan bir tanesidir. 23 yaşındayım, sizin kınadığınız hatırlamadığınız şeyi halen yapıyorum tüm 10 Kasımlar ve Türk halkı için önemli olan milli günlerde düzenlenen törenlere katılarak Atatütkçü düşünceye ve milli bilince sahip olduğum için gurur duyuyorum. Ayrıca sizin de "Ali Kemal veya Artin Kemal" ağzını bırakmanızı öneririm, yoksa şimdi de sizin tek umudunuz böyle yazılar ve suçlamalarla kendinize yandaş toplayabildiğinizi düşünmeniz mi? Sizin ulusu birleştirmek için neyi önerdiğinizi ve benim bu yazıma cevap olarak ;"Türk halkı ya da ulus kavramı nedir?" diye bir soruyla mı başlayacağınızı merak ediyorum.

Atam seni çok seviyorum. Senin ölümüne çok üzüldüm. Gerçi sen ölmedin yüreğimizde yaşıyorsun. Atam ÖLMEDİN ÖLEMEZSİN.

Fosil kemalistler için 10 Kasım hediyesi, ay pardon armağanı:

bu 10 kasım’da da içimde hüsün var
gösümde canlandı balolar
ağlamak istiorum
haykırmak istiorum
dans etmek istiorum
rakı içmek istiorum
bean mutad zevatı istiorum

balolar
balolar
balolar
şimdi gösümde canlandılar
balolar
balolar
balolar
beni bu 10 kasım’da da ağlattılar

uzun uzun kavaklar
dökülüyor yapraklar
ben atama felanın doymadım
doysun! doysun! doysun, kara topraklar!

(artık hangi kara toprakta yatıyorsa garip tabii ata larının yattığı yeri bile bilmiyorlar)

bu 10 kasım’da da içimde hüsün var
gösümde canlandı balolar
ağlamak istiorum
haykırmak istiorum
dans etmek istiorum
rakı içmek istiorum
bean mutad zevatı istiorum

balolar
balolar
balolar
şimdi gösümde canlandılar
balolar
balolar
balolar
beni bu 10 kasım’da da ağlattılar

Ahh Atam Ahh! özledik seni.

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi